DENEY FİKRİ
[1]
Ş.K’de görsel anlatının öne çıkardığı iletişim olanağı, söz-anlam ilişkisinden önce devreye girer. Bu aşamada öznenin konumu, dış dünyada karşılaşılan şey ve durumun yerli yerine oturtulması bakımından belirleyici olur ve şeylerle kurulan diyalogu etkileyip dönüştürebilir. Buna bağlı olarak, metin içerisinde karşılaşılan görsel düzenlemeler anlam olanaklarından önce, doğrudan görsel anlatının iletişim yöntemini merkeze alır ve birincil faktör olarak metin içerisindeki yerini sağlamlaştırır.

Ev şiiri, [s. 275] yapısı bakımından farklı tekniklerin bir araya geldiği ve Berk’in deneyi hakkında önemli ipuçları vermesi bakımından Ş.K’de öne çıkan şiirlerden biri. Şiirin hemen girişinde basit bir şematik uygulama aracılığıyla ‘ev fikri’ ile karşılaşıyoruz. Bu uygulama yöntemi, okur nezdinde okuma deneyiminin referans niteliğini yitirdiği ve karşılıksız kaldığı bir form olarak ortaya çıkar. Bu aşamada şiir okunan bir metin olma özelliğinden önce görülen bir tasarım olarak vardır.
Ortaya konan görsel anlatı söz-anlam ilişkisinden önceki iletişim yöntemini merkeze alarak ifadeleşir. Ancak aktarım tamamlandığında her düzenleme en nihayetinde yeni anlam olanaklarına öncülük eder. Böylelikle sözün dil içerisindeki alanı daralırken görsel anlatı aracılığıyla öne çıkarılan yeni ifade olanakları artar. Ev’den yukarıya aldığım bölümün devamında ise kavramsal yönelim belirginleşmeye başlar ve sonraki sayfada sözlükteki dizilimden gündelik hayatın envanteri arasında sayılabilecek parçalar alınarak metne yerleştirilir.

Berk, sözlükten doğrudan aldığı dizilimi metne taşıyarak sonraki adımda şiiri bunun üzerine kurar. Bu yerleştirmenin öncesinde de hazır metin fikri şiirin girişinde temellendirilir. Ancak Berk, ŞK’de ve külliyatının önemli bir kısmında ‘hazır metin-nesne’ fikrini daha derinden karşılayarak bu fikri deneysel uygulamalar bağlamında uç noktalara taşır. Bunu yaparken algısal açıdan şeylere ve doğaya her seferinde yeniden bakar. Berk, bir deneysel uygulama yöntemi olarak hazır metin-nesne fikrini -“her şey orada büyük bir özenle dizilmiş, sıralanmış durur”- dış dünyaya bakarken de uygular. Şematik, tipografik vd. deneysel uygulamaların tamamına da dış dünyayı ‘yazılması gereken büyük bir nesne’ olarak algılamasından hareketle varır. Bu bakış açısı Berk’te sanatın/şiirin temellendiği ve yenilik fikrini tetikleyen esas kopuş noktasıdır. Bu yönüyle, Ş.K’de deney, kendisi (deney) için değil, bir ihtiyaca cevap olarak ve sürekli bir arayışın sonunda ortaya çıkar. Dış dünyada karşılaşılan hemen her şey yazılmak için vardır ve hazırda durur. Berk de buradan hareketle başlangıçta yerkürede karşılaştığı şeyleri veya hareketi kayıt altına almaya koyulur.
“Her şey yazılı değil midir zaten?” sorusu, aynı zamanda kavramsal yönelimin de temellendiği ilk aşama. Berk’in dış dünyada hazırda duran envanterden hareketle işe koyulup kavramsal yönelim bakımından hazır metin fikrine varması, Ş.K’de sanat/şiir fikrinin önemli çıkış noktalarından biri olarak belirir.
“Yani duvarlar, kapılar (ki bilinmeyene açılırlar), merdivenler, pencereler / (ki bizim görmediklerimizi görüler); / yani odalar ki (düş üreticileridir), sofalar, yataklar, (tinlerimizin esrik arşidükleri); / yani balkonlar (ki uzam avcılarıdır), sandalyeler, dolaplar, masalar;”
[Ev, s.277]
Yukarıdaki alıntıda sıralanan şeylerin sözlükten alınan şey adlarıyla teknik açıdan bir farkı yoktur. Buradaki bakış yöntemi aynıdır ve şiir fikri her iki durumda da aynı şekilde çalışır. Berk, dış dünyada hazırda duran nesnelere nasıl bakıyorsa, hazır metin fikrine de aynı şekilde yönelir. Her iki durumda da hazırda olanı kullanma fikri belirleyici olur. Ş.K’de kavramsal yönelim bu doğal temellendirmenin sonucunda ortaya çıkar.
[2]
İlhan Berk, Ş.K’de yer alan şiirlerin önemli bir kısmında sözcük, dize ve sentakstan önce şiiri görsel bir kompozisyon olarak planlar ve görsel iletişim olanaklarını açıkta bırakarak şiirin sayfadaki yerleşimini ön plana çıkarır. Böylelikle şiir doğrudan › görülebilen › izlenebilen bir kompozisyona dönüşür. Ş.K, bu yönüyle Berk’in en uç deneylerini içerir.
Berk, Çok Yaşasın Sayılar’da Jasper Johns ve Franz Kline’dan aldığı sayı resimlerini sayfalara yerleştirir. Ödünç alınan bu görsellerde her iki ressamın da sayıların görünümlerinden hareketle yeni varyasyonlar yarattıkları görülür. Kline’dan alınan ‘8’in görseli ise belirgin şekilde soyutlanarak ilk görünümden uzaklaştırılmıştır. Bu, teorik açıdan Berk’in nesne ve dil etkileşiminde altını çizdiği yabancılaşmayla paralellik gösterir. Ödünç alınarak sayfaya yerleştirilen sayılar Berk’in hedeflediği görsel deney fikrini pekiştirerek yeni tasarımları metin içinde olağanlaştırır.

Berk, 0’ı yazdığı şiirinde ise [s.243] görsel anlatı aracılığıyla somut şiire yakınlaşır. Sözcükler 0’a yakın şekilde dizilerek ortaya bir ‘0’ yerleştirilir. Bu şiirde okunurluktan önce görsel düzenleme doğrudan öne çıkar ve bilinen yönleriyle modern şiir elemanları önümüzde beliren görsel anlatının dışına itilir. Berk, Çok Yaşasın Sayılar’da başta tipografik uygulama aracılığıyla ve sayıların çıplak görünümlerinden hareketle doğrudan her sayının kendi biçimine odaklanır. “Hiçbir şey biçimden kurtulamamıştır. Biçim çünkü her şeydir. Sayılar / da öyle vardır.” [s.241] Böylelikle görsel iletişim olanakları açığa çıkarılır ve bu durum teorik açıdan giderek Berk’in görsel tasarımlarına kaynaklık eder. Ancak sayılarla kurduğu diyalogda sıklıkla biçimin ardına bakmayı da dener. Bu etkileşim yöntemi her sayıyı doğrudan merkeze alarak ve sayılardan hareketle varılan yeni etkileşim alanında anlamdan biçime, biçimden anlama doğru bakmasını olağanlaştırır. Böylece biçim ve anlam olanakları birbirini etkileyip dönüştürür. Berk, aynı yöntemi dil ve anlam bahsinde de devreye alarak etkileşimin çerçevesini şiir içinde genişletir ve her bir deneysel aşama için bu ilişkiselliği kullanır.
Yuvarlak’ta ise [s.70] şiirin devamına Mithat Şen’in bir deseni yerleştirilir. Sayfada bir birinden farklı formlarda oluşturulmuş ve deforme edilmiş ‘yuvarlak’ desenler yer alır. Berk, desenin aktardığı değişkenlik ile şiiri arasında paralellik kurar: “Türlü kılıklarda onu her yerde görmüyor muyuz? / Onun gibi binbir kılığa girip çıkan başka ne vardır? / Demire, taşa, tahtaya, cama, toprağa bürünüp imparatorluğunu yaymadığı yer yoktur: Tabak, kaşık, vazo, saat, sandalye, ayna, bardak, lamba, dolap, masa, küre, top vb. biçiminde hep yanıbaşımızda yer almıştır.” Sayfaya taşınan desen ve devamındaki metin, şeylerin hareketi ve dönüşümüyle beraber varyasyon fikrini de metnin potansiyel karşılıkları arasına dahil eder.
Berk, yukarıda bahsettiğim şiirlerde, görselliği şiir fikrinden başlayarak merkeze alır. Bu ilk müdahaleden hareketle klasik anlatı önemli ölçüde silikleşir, ortaya konan yeni metin düzenleme ve yerleştirmeler aracılığıyla giderek fotoğrafik bir yapıya kavuşur.
Çok Yaşasın Sayılar baştan sona okununca, Berk’in önceki ve sonraki şiirlerinden ve somutlaştırmalarından hareketle birçok yeni görsel anlatı formunun belirdiği görülecektir. Bu yönüyle, Ş.K’deki hemen her şiir, varyasyonları oluşturulabilecek denli geniş bir deneysel esnekliğe sahiptir. Berk, 0’da [s.243] kodladığı görsel anlatı olanaklarını kavramsal açıdan çoğaltılabilir olarak bırakır. Aynı yöntem Yuvarlak’ta Mithat Şen’in desenleri aracılığıyla kullanılır. Şiirin devamındaki nesne adları ve Şen’in desenleri sonsuz yuvarlak kombinasyonları fikrini pekiştirir. Şiirdeki yerleştirme ve nesne olanakları, giderek şiir içinde bir görsel sergi etkisi yaratır.
Berk’in Ş.K’de görsel düzenleme ve uygulamalar aracılığıyla ortaya koyduğu yeni etkileşim olanaklarının herhangi bir anlama doğru yönelmesi, söz konusu düzenlemelerin bir bağlamla ilişkilendirilmesi sonucu gerçekleşir. Hemen her görsel anlatı, önceki ve sonraki birimlerde aktarılan şiir fikrinden hareketle metne dahil edilerek yeni anlatı içerisinde bir yer edinir.

Forneret’ten alınan görsel aforizma* [s.190] şiire yerleştirilerek metnin arkasındaki şiir fikri ve görsel anlatı hakkında ipucu verilir; sayılar görünümlerinin yanı sıra aynı zamanda dil ve anlam olanaklarını pekiştirebilmeleri ve anlamın taşıyıcısı olabilmeleri bakımından dil içerisinde önemli bir yer tutar. Ş.K’de sayılar bu fonksiyonları itibarıyla da ele alınır. Berk, etrafında olup biten her şey için geliştirdiği etkileşim yöntemini sayılar için de kullanır; algı ve muhayyilede tuttukları yerden başlayarak sayıların hikâyesini deşer ve her sayının kendisine odaklanarak gündelik bir yaşam nesnesiyle aynı paralellikte ele alır: “Sayıları kullanırız ama sayıların boyunduruğundan da kurtuluş yoktur. Bütün şeyler gibi sayılar da yeryüzünü künyelerine geçirmişlerdir.” [Çok Yaşasın Sayılar -II, s. 223]
Berk, Ş.K’de, doğada veya gündelik hayatın herhangi bir kesitinde, bir tertibe dahil olan hemen her şeye aritmetik açıdan da bakmayı dener. Adlandırılan hemen her nesne-şeye, bütün değişkenlerin yanı sıra, sayılar aracılığıyla da yönelir ve böylelikle sayıların doğa ve şeylerle olan ilişkisinin kökenine iner. Bu yönüyle, sayılar da gündelik hayatın envanterine dahil edilir. Ş.K’de her sayı, kendi işlevi ve tipografik varlığının yanısıra, aynı zamanda bir yaşam nesnesine de dönüşür. Dış dünyadaki hareketin her yönüyle takip edilebiliyor olması ve Berk’in bu bilgiden yola çıkarak şiiri araması, sürekli çalışan bir veri toplama aracı görevi görür. Bu aşamada sayılar da hazır metin-nesne fikrinden hareketle anlatının görsel-kavramsal bir zeminde ilerlemesini sağlar.
Berk, Ş.K’de metin içerisindeki düzenleme ve yerleştirmelerle tasarladığı görsel anlatı aracılığıyla biçim ve anlam arasındaki etkileşimi görünür hale getirir. Yukarıda andığım şiirlerin yanı sıra, harfler ve imleri yazdığı şiirler vd. görsel yerleştirmeler yardımıyla oluşturduğu tasarımlar bu etkileşimin öne çıktığı metinlerden. Böylelikle Berk, dil deneyinden sonra, biçimsel deneyde de ortaya koyduğu yeni tasarımları en nihayetinde anlam olanaklarıyla ilişkilendirir. Bu aşamada planlanan her görsel kompozisyon Ş.K’de müstakil bir görsel deneye tekabül eder.
* Forneret’ten alınan görsel aforizma:
“3’ü oluşturan 2, 1’den daha gerçektir.” (Türkçesi: Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Büyüksaraç)
7 Ağustos 2026

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.