-
Ömer Şişman: “Türkiye’de şiiri izleyen 300 kişi kaldı.” (IAN Edebiyat, Eylül 2015)
Şiirle tanıştığım ilk gençlik yıllarında şiir bir şairler/sanatçılar parkurundan ibaretti. Orhan Veli’yi seversin, diğer Garipçileri okursun, Rimbaud’yu seversin, Lautréamont’a götürür seni, Rilke’yle diyaloğun bitmeden Celan girer araya, Tsvetayeva’ya kulak kesilirsin Mandelştam’la karşılaşırsın bir süre sonra ve bu böyle devam eder. Kimisini yarım yamalak kimisini can kulağıyla dinleyip anlarsın. Elbette bu son derece gelişigüzel bir sıralama.… — oku
-
Necmi Sönmez: “[Efe Murad’ın Serbest Çalışmalar’da takındığı tutum] Türkçede alışık olmadığımız kadar entelektüel ve şiiri besleyen alt kaynaklara bir tür kazı yapar gibi yakınlaşan titiz bir özelliğe sahip.
Genç kuşak şairler arasında dikkati çeken isimlerden biri olan Efe Murad’ı, kuşağının diğer temsilcilerinden ayıran en önemli özellik, çalışmalarında “imge”yi kuşatırken, hem yazılı, hem de görsel bir çaba sarf ederek, bilinmedik anlamlara, anlatım biçimlerine korkusuzca yelken açması. Bu özellik, şiirlerinin, çevirilerinin yanı sıra Efe Murad’ın düz yazılarında da beliren başat bir karakter. Serbest Çalışmalar: Madde-Şiir Yazıları… — oku
-
Merve Tokgöz: “Yaş fark etmeksizin şiiri ve siyaseti birarada yürütenler için okunmayı hak eden bir kitap Cetvelle Çizilmiş Dağınıklık.”
Şiir ve Siyaset Üzerine Meseleler Ali Özgür Özkarcı’nın 160. Kilometre Yayınları’ndan çıkan Cetvelle Çizilmiş Dağınıklık – 80’lerden 2000’lere Şiir ve Siyaset, kitabın altbaşlığında da işaret ettiği üzere siyasetle yoğrulmuş bir şiir eleştirisi kitabı. Özkarcı mevzubahis dönemin genç şairlerini ele alırken aynı zamanda dönemin siyasi ruhunu, bu ruhun şair üzerindeki etkisini ve dolayısıyla şiirdeki… — oku
-
Gökhan Ergür: “Mehmet Davut Özdal tekdüzelikten kendine özgü bir hamleyle sıyrılıyor.”
Sıradan insanların sıradan dertlerinin şiire taşınmasına Cumhuriyet döneminin imkanlarıyla vesile olan Orhan Veli ve arkadaşları çektikleri bu avangard hareketle edebiyat ortamına başka bir hava getirmişti. Şiiri bir nevi şaka aracına dönüştüren Garipçiler bu şakayı bir müddet sürdürmüş daha sonra şiirlerini (Orhan Veli de dahil) farklı bir anlayışla yazmışlardı. Başta Oktay Rifat olmak üzere Melih Cevdet Anday ve… — oku
-
İlker Şaguj: “Şiirde sıkı saf sevmiyorum.”
Söyleşi: İlker Şaguj – Halim Şafak Sevgili İlker Şaguj; ilk kitabın Musap geçtiğimiz günlerde yayımlandı. (160. Kilometre) Sormak istiyorum; kitaba giren şiirler hangi ruhsal ve hayati düzlemde oluştu ya da oluşturuldu? Süreğen bir bahtsızlık enerjisiyle yazmıştım o şiirleri. Sıralı bahtsızlıklar ve sıralı yakınmalar bir nevi dünekti. İlçeden büyük şehre gelmemdeki sıkıntılar da var. Öncesinde… — oku
-
Ömer Şişman: “Adam köhne ve sahneyi istiyor, n’apacaksın.”
SÖYLEŞİ: ÖMER ŞİŞMAN – PALASPANDIRAS Şiir niye okunmuyor? Bunun net bir cevabı olduğunu sanmıyorum. Bilmiyorum. Okuduğumdan belki. Şair olduğun gün içinde aklına geliyor mu? Ne kadar geliyor? Günde bi saat mi ayda bi saat mi? Hemen hemen hiç gelmiyor. Evlisin ve bir çocuğun var. Bitkiben’i onlara ithaf ettin. Şairlerin genelde piç ve… — oku
-
Ozan Utku Akgün: “Efe Murad kendi duyguları üzerinde bir derse katılmaya çağırmıyor sonuçta bizi; birinin duygularını, yoğunlaşmış –ya da çabalayan– duygusal bölgeleri yazıyor.”
Düşünce ve tarz; zorunluluk ve sahicilik; tempo ve saflaşma sözcüklerini sıralayalım ve birini selamlayalım: Efe Murad. Kıymeti bana içsel olarak çok net olan bir şeyi açıklamaya çalışacağım, şöyle bir deneyecek ve diyecek olursam: def-beyin, bence, ne kadar hızlanabileceğini deneyen değil, hızlanmaya zorunlu birinin kitabı; soruyu değil sorunu yakalayan (sorudan değil sorundan fırlayan) düşüncenin sahici temposu;… — oku
-
Rıdvan Gecü: “Sen eşiyle boşandıktan sonra dükkânını kapatan bir bakkal tanıyor musun?”
Söyleşi: Rıdvan Gecü – Sinan Özdemir Sevgili Rıdvan, ilk kitabın Kırmızı Perfect’in (160.Kilometre Yayınları, Şubat 2013) arkasındaki kısa özgeçmiş bölümünde “şiirleri şu dergide yayımlandı, şu fanzini çıkardı” gibi cümleler yok, neden? Çünkü şiirlerim dergilerde yayımlanmadı, çünkü fanzinler çıkarmadım. Var olan bir özgeçmişi okuyucudan saklıyor değilim yani. Hem pes etmeye hem savaşmaya pek müsait bir… — oku
-
İsmail Aslan: “Sırtımızı Suriye sınırına vermişiz, aramızda 50 metre mesafe. Ben sadece yazıyorum, şiir konuşmak beni hep germiştir. Dahası ben ağlamışım, adam bu ne saçmalık diyor; oysa ben hiçbir saçmalıktan ötürü ağlamamıştım.”
Söyleşi: İsmail Aslan – Oğuzcan Önver 1- Internet hiç varolmamış olsaydı nasıl bir insanlık olurdu? İnsanlık nasıl olurdu, bunu uzun uzun anlatmak mümkün. Yalnız, ben kendimi iyi bilirim. 11 yaşımdan bu yana mutsuzum; internet mutsuzluğuma hiç dokunmadı. 2- Elektriği yok etmek ister misin? Elektrikle çalışıyorum ben. 3- Şiir yazmaya ne zaman niçin… — oku
-
Oğuzcan Önver: “Bir şairin ilk kitabı gibi değil de ikinci kitabı gibi duran bu kitap [Sistem Çöktü Misal Çok Yalnızım], Türkiye şiirinin yeni medyayla köprüsünü kurmuştur.”
Fwd: Akmış bilinçte simülasyon [robert wyatt dinleyerek okuyun] İsmail Aslan hakkında yazarken insan, Freud şöyle demiş, Lacan şöyle dememiş, Jung’un eş zamanlılığının Internet üzerinden yorumu gibi şeyler demeye çekiniyor. Adam psikolog çünkü. Özel bir kurumda. Çok özel. Bu sebepten ötürü İsmail Aslan’ın psikolog olmadan önceki hayatına yöneliyoruz. Tımarhaneden kaçmaya karar vermeden çok önceleri,… — oku

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.