-
İlker Şaguj: “Şiirde sıkı saf sevmiyorum.”
Söyleşi: İlker Şaguj – Halim Şafak Sevgili İlker Şaguj; ilk kitabın Musap geçtiğimiz günlerde yayımlandı. (160. Kilometre) Sormak istiyorum; kitaba giren şiirler hangi ruhsal ve hayati düzlemde oluştu ya da oluşturuldu? Süreğen bir bahtsızlık enerjisiyle yazmıştım o şiirleri. Sıralı bahtsızlıklar ve sıralı yakınmalar bir nevi dünekti. İlçeden büyük şehre gelmemdeki sıkıntılar da var. Öncesinde… — oku
-
Ömer Şişman: “Adam köhne ve sahneyi istiyor, n’apacaksın.”
SÖYLEŞİ: ÖMER ŞİŞMAN – PALASPANDIRAS Şiir niye okunmuyor? Bunun net bir cevabı olduğunu sanmıyorum. Bilmiyorum. Okuduğumdan belki. Şair olduğun gün içinde aklına geliyor mu? Ne kadar geliyor? Günde bi saat mi ayda bi saat mi? Hemen hemen hiç gelmiyor. Evlisin ve bir çocuğun var. Bitkiben’i onlara ithaf ettin. Şairlerin genelde piç ve… — oku
-
Ozan Utku Akgün: “Efe Murad kendi duyguları üzerinde bir derse katılmaya çağırmıyor sonuçta bizi; birinin duygularını, yoğunlaşmış –ya da çabalayan– duygusal bölgeleri yazıyor.”
Düşünce ve tarz; zorunluluk ve sahicilik; tempo ve saflaşma sözcüklerini sıralayalım ve birini selamlayalım: Efe Murad. Kıymeti bana içsel olarak çok net olan bir şeyi açıklamaya çalışacağım, şöyle bir deneyecek ve diyecek olursam: def-beyin, bence, ne kadar hızlanabileceğini deneyen değil, hızlanmaya zorunlu birinin kitabı; soruyu değil sorunu yakalayan (sorudan değil sorundan fırlayan) düşüncenin sahici temposu;… — oku
-
Rıdvan Gecü: “Sen eşiyle boşandıktan sonra dükkânını kapatan bir bakkal tanıyor musun?”
Söyleşi: Rıdvan Gecü – Sinan Özdemir Sevgili Rıdvan, ilk kitabın Kırmızı Perfect’in (160.Kilometre Yayınları, Şubat 2013) arkasındaki kısa özgeçmiş bölümünde “şiirleri şu dergide yayımlandı, şu fanzini çıkardı” gibi cümleler yok, neden? Çünkü şiirlerim dergilerde yayımlanmadı, çünkü fanzinler çıkarmadım. Var olan bir özgeçmişi okuyucudan saklıyor değilim yani. Hem pes etmeye hem savaşmaya pek müsait bir… — oku
-
İsmail Aslan: “Sırtımızı Suriye sınırına vermişiz, aramızda 50 metre mesafe. Ben sadece yazıyorum, şiir konuşmak beni hep germiştir. Dahası ben ağlamışım, adam bu ne saçmalık diyor; oysa ben hiçbir saçmalıktan ötürü ağlamamıştım.”
Söyleşi: İsmail Aslan – Oğuzcan Önver 1- Internet hiç varolmamış olsaydı nasıl bir insanlık olurdu? İnsanlık nasıl olurdu, bunu uzun uzun anlatmak mümkün. Yalnız, ben kendimi iyi bilirim. 11 yaşımdan bu yana mutsuzum; internet mutsuzluğuma hiç dokunmadı. 2- Elektriği yok etmek ister misin? Elektrikle çalışıyorum ben. 3- Şiir yazmaya ne zaman niçin… — oku
-
Oğuzcan Önver: “Bir şairin ilk kitabı gibi değil de ikinci kitabı gibi duran bu kitap [Sistem Çöktü Misal Çok Yalnızım], Türkiye şiirinin yeni medyayla köprüsünü kurmuştur.”
Fwd: Akmış bilinçte simülasyon [robert wyatt dinleyerek okuyun] İsmail Aslan hakkında yazarken insan, Freud şöyle demiş, Lacan şöyle dememiş, Jung’un eş zamanlılığının Internet üzerinden yorumu gibi şeyler demeye çekiniyor. Adam psikolog çünkü. Özel bir kurumda. Çok özel. Bu sebepten ötürü İsmail Aslan’ın psikolog olmadan önceki hayatına yöneliyoruz. Tımarhaneden kaçmaya karar vermeden çok önceleri,… — oku
-
Suavi Kemal Yazgıç: “Samimiyeti istismar etmeyen bir samimiyetle yazıyor ve konuşuyor Osman Konuk.”
Osman Konuk’un yeni kitabı Sıfır İroni “Anlatmaktan vazgeçmeden anlatılamaz” ihtarıyla başlıyor. Bunda bir ironi mi aramalıyız. Çok da gerekli değil bence. Osman Konuk şiirleri hakkındaki her yazıda illa kullanıldığı için maalesef “klişeye” dönüşen ironiyi burada da bir siftah kavram olarak kullanmanın pek de bir anlamı yok. Evet, Osman Konuk şiirinde ironi var. Ancak var diye… — oku
-
Sinan Özdemir: “[İsmail Aslan] geçici olanın kalıcı izine vurgu yapıyor.”
Elimde İsmail Aslan’ın ilk şiir kitabı Sistem Çöktü Misal Çok Yalnızım (160. Kilometre, Eylül 2012) var. Kitabın adı ilginç, alışılagelmişin dışında bir ad; biraz uzunca (uzatılmış) bir isim bu… İlk bakışta kasıtlı olduğunu duyumsatan bu seçim, kitabı okuduğumda haklı olduğumu düşündürttü bana. Envanterci bir yanı var Aslan’ın; fakat onunkisi bir kategorik yığımdan çok, sözcükler yığımı… — oku
-
Necmiye Alpay: “[M]odern zihin her tür malzeme gibi sözcükleri de soyutlayıp bilinç düzlemine çıkarmadan edemedi (…) Ve şimdi Ahmet Güntan, şiirin gelip kelimede boğulduğundan söz ediyor.”
İki kitap birden Ahmet Güntan ilk kitabı “İlk Kan”dan (1984) bu yana nitel açıdan hatırı sayılır bir izlerçevrenin büyücüsü oldu. 2009 tarihli “Büyük Ortadoğu Karmaşığı” adlı şiiriyle popüler bir yankı da yarattı. İçerdiği b.k söylemiyle medyada biraz çocuksu bir dikkate mazhar olmuştu o şiir. Oysa Güntan bunun çok ötesinde bir şiir insanı ve… — oku
-
Ahmet Murat: “(Ahmet Güntan’ın kendi kendine sorup cevapladıkları) Antik felsefenin, profesyonelleşmeden önceki kayıtlarını tutan diyaloglara benziyorlar.”
Bizim açımızdan bu senenin önemli kitaplarından biri Güntan’ın şiirgeldikelimedeboğuldu’su. Şairin yıllar yılı dergilerde yayınladığı söyleşileri/söyleşmeleri bu kitapta bir arada. Şiir için şiirden bile vazgeçebilecek bir şairin, şiirin şiir olmadan önceki halini yazan bir şairin diyalogları. Bu diyalogların bir kısmı, şairin kendi kendine sordukları ve bu sorulara yanıtlarından oluşuyor. Antik felsefenin, profesyonelleşmeden önceki kayıtlarını tutan diyaloglara… — oku

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.