Önüm Var
Günlerden birine kalktım
Günlerden birine kalktım
Aşmayacağım dağa bakmadım
Geçip yürüdüm
Kalkmakla yaşamak arasından
Sonra büründüm yine sessizliğe
Yaşam denen kanser nüksetmesin diye
Bu kadar kötü haber
Bu kadar şiirsiz dünya
Bu kadar şiirsiz, takır takır
Ekranı kapattım
Anneannem radyoyu kapattı bir gün, yirmi beş yıl önce
Büyük babam ajansı, elli yıl vardır
Babam bir kanala telefon edip spikerin Türkçesini düzeltti
ana haberden hemen sonra
dedi, daha da izlemem — 90’lar sonuydu
Oğlumun akıllı hoparlörü ise bir beyan,
atılmış odanın ortasına
Ama herkes ertesi gün yeniden açtı neyi kapattıysa
Böyledir, herkesin parmağı kendi tuşlarına alışık
Çünkü bir an gelir, herkes önüne bakar
Bu da benim önüm der,
Bu dünyada önüm var
Hem dünya dedikleri düz tepsi gibidir
Üzerinde bir leblebi oynar
Ah bu dünya durur durur gene takırdar
Anneanne durur, kuracağı sofrayı düşünür,
misafirler dizer, karınlar doyurur
Büyük baba fötr şapkasını müesses nizam gibi başına oturtur
Kırılır babanın iradesi yoksunluk saatlerinde
Oğul ise oyuncak arabalarını dizmiştir yere
Böylece herkes hadi geçelim der,
Yürür gider kaşla göz arasından
Çok güzel yirmilerinde insanlar
Otuzlarında insanlar
Kırklarında, çok güzel
Yaşamaktadırlar bu hayatı
Pembe tenleri, tazelikleri, genç neşveleriyle
Işıltılı sahnelerde, summer beach’lerde
Geç yatılmış gecelerin kahvaltılarında
Takırdamayan cool yaşantılarda
Ve hep birbirlerini bulurlar, fotoğraflarda
Bütün tuşlara basan bir tür,
Vibe alarak yaşayan
Hepsi de en prime zamanında
Bense dönerim kendi önüme
Yüzümü ekşitmekle kalp atmak arasında
16 Temmuz 2026
