Şiir direnirse kazanacak.

VALIE EXPORT’un videoları içinde video-şiirin özel bir yeri vardır. Hatta giderek video-şiiri üretenin o olduğunu iddia edebiliriz. Bunun nedeni, yalnızca şiiri bedenin ta kendisinden çekip çıkarması, şiire bir bedensellik bahşetmesi değil, aynı anda dile de bedensel bir boyut eklemesi, katması. Böylelikle dil ile bedeni ilgilendiren iki boyut kesişiyor ya da bütünleşiyor: Şiirin bedende ifadesini bulması ve dilin bedenin ta kendisi tarafından ikame edilişi.

 

EXPORT’un video-şiirleri şu basit protokole göre iş görüyor: Tek bir sözcük, hatta ses dahi kullanmadan, yani dilin mecrasını fonetik olmaktan çıkartarak, şiiri, dili her daim kaçıp götüren o dil üretim şeklini bedenin kuvvetlerine vakfetmek, bedene atfetmek. Bu anlamda EXPORT’un video-şiirleri, bugün video-şiirden anlaşılandan farklı, çok ama çok farklıdır: Hareketli görüntünün şiirin mecrası olarak kullanılması değil, bedene gömülmüş şiirin hareketli görüntü tarafından kapılması.

 

Montajdan ziyade performans: Söz konusu olan budur. Bedenle yazmak: Yine söz konusu olan bir diğer şey. Bu bağlamda EXPORT, video-performans olarak da nitelendirilebilecek video-şiirlerini “görsel metin”ler olarak adlandırır, zira tezi açıktır: Bedenin bir dili vardır ve onun dilinin sınırlarının, daha doğrusu imkânlarının keşfi şiirdir. Şiirin limit tanımı, şiirin mecrası değişmiş olmasına karşın, aynı kalacaktır: Yeni, yabancı, bilinebilir ama bilinmedik bir dilin keşfi.

 

EXPORT’un Visual Text’leri, Finger Poem ve Love Poem adlı çalışmalar, bu tip bir video-şairliğe iki temel örneği oluşturuyor, sunuyor. İlk video: Parmaklarla, elle üretilen, anda imal edilen, yani doğaçlanan kısa sürede bir tür alfabe ve dil içi örüntü yaratmaya çalışan bir somatik performans. İkinci video: Nefesle cama yazılmaya çalışılan bir cümlecikle (sanki “Seni seviyorum”dur bu), bedenin kuvvetiyle, görünmez ama hissedilir bir maddeyle (hava) iş gören bir diğeri.

 

Bunlar video-şiirler, hatta video-şiir-performanslardır, zira aynı anda üç işlemi gerçekleştirirler: bedeni dilin kanalı kılmak, bu kanal vasıtasıyla ya da içinden yeni bir dili imal etmek (standartlaştırılmış “işaret dili”nden kaçışı bundandır EXPORT’un) ve görüntüyü, videoyu bu dilin kaydı, öyleyse sözlüğü ya da “madde”si kılmak. Diğer bir deyişle, videoyu sayfa, dili beden, şiiri hareket kılmak.

 

Burada, video-şiirin yeni bir tanımıyla karşılaşıyoruz: Beden konuşuyor, ama ne dediğini anlamak zor, hatta imkânsız. Öyle ki Finger Poem’de işaret orada olmasına karşın, anlamı nâmevcut. Ve yine, Love Poem’de, yazı hattı (“nefesle cama çizilen harfler”) orada bulunmasına rağmen, okunurluk yoka yakın. Dolayısıyla, Visual Text, bu iki hatta, şiirin bedensel bir soyutlaması olarak iş görüyor; anlamı ve okunurluğu dönüştüren, yabancılaştıran görsel-işitsel bir çifte temrin olarak.

 

Belki de EXPORT boşu boşuna şöyle yazmıyor: “Beden bilgi taşır ve ruhsal ile fiziksel içerikleri iletmek, içsel/psikolojik ve dışsal/fiziksel gerçekliği yansıtmak için geçirgen bir yüzey, bir imge hâline gelir.” Bunun anlamı basitçe şudur: Beden dili, dilin bedeni, esasında bir tür anlaşılırlığın, okunurluğun arayüzüdür ve ne zaman ki onu “farklı kullanma”ya başlarsınız, bu arayüz dönüşür ve ortaya çıkan, bir diğer dil, bir “yabancı dil”, dolayısıyla bir şiirdir. EXPORT’un işlerine metin olduğu kadar şiir olarak yaklaşması da bundandır: Mecrası ne olursa olsun, dil, anlaşılır ve okunuru duyulurun hâkimiyetine az da olsa aldığında şiirselleşir; mümkün en teknik anlamıyla.

 

Öyleyse EXPORT’un video-şiirlerinin temel işlevinin şu olduğunu söyleyeceğiz: Şiiri sözcükten kurtarmak. Gerçi, bunu somut şiir de kedince yapmış, sözcüğü imgeye doğru genişletmişti ama işte, EXPORT bir adım ileri gider. Artık sözcük, okunmaz ya da yarı-okunur olarak imgenin bileşeni ya da öğesi olmayacak, ona indirgenmeyecek, ama hakikaten, gerçekten yok olacaktır; bedenin jestleriyle yer değiştirmek üzere. Bedende kapılmanın ötesinde, onda soğurularak.

 

Bunun anlamı ya da daha doğrusu, içerimi şudur: Sözcük değil dildir şiirin cebelleştiği ve dil, ille de sözcükle iç içe düşünülmesi gereken bir şey değildir. Kuşkusuz ki beden dili de sözcüğe çevrilebilir, ama bu, adı üstünde, her zaman için bir “çeviri”dir; beden dilinin anlamına dair tüm o mülahazalar söz konusu olduğunda olduğu gibi. EXPORT’un soru ve sorunsalı da tam olarak bu noktada devreye giriyor: Eğer ki şiir anlaşılır dile dayanamamak, katlanamamaksa, bir dilsel içe patlamada kökenini buluyorsa (ki bunu bir varsayım değil bir “gerçek” olarak kavrıyoruz) ve buna mukabil, dili, envai çeşit tasarım ile mühendislik süreci ve yoğunluk aracılığıyla kendi dışına açmaksa, aynı okunurluk, anlaşılırlıkta olan, kendine has bir dili, handiyse alfabesi dahi bulunan beden neden şiirselleşemesin? Hele ki bir de sözcük-dilinden katbekat fazla “ifade kuvveti”ni haizken?

 

O hâlde Visual Text’in, Love Poem ve Finger Poem’in ve dahasının (örneğin bedensel jestlerin bir sözlüğünü oluşturan Body Tape gibi), birer video-şiir olduğu kadar dil ile beden etrafında gelişen bir tür alıkoyma/kaçırma [abduction] odaklı bir temellendirme ya da mantığın ifadesi olduğunu söyleyeceğiz. Sözcük temelli dilin tüm özelliklerini haiz bedenin kendi kanıksanan dilini bozmak, kırmak için ortaya koyabileceği işlemleri hakiki birer örneklem hâline getirerek diziselleştirmek: Şiirde soyutlamamak da şiiri soyutlamak, onu bedende somutlamak adına. EXPORT’un video-şiirlerinin (ve bir video-şair olarak) yaptığı şey.

 

Şiir direnirse kazanacak. sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin