Şiir direnirse kazanacak.

KIŞ

Bulvarın aydınlattığı o akşamın yoğun ve dondurucu yağmurunda, mavi yüzlü siyah bir adam. Soğuktan mı? Alkolün içinde yaktığı ateşten mi?

Ama kocaman ayakkabılarının içi suyla dolmuş, sokak lambalarının altında dolaşıyor. Kızların hem sevinci hem de acıması bu. Nasıl da ağır bir duygu! Kim kaldırmak ister ki.

Ey bu zorlu yoldan giden ve aldırış etmeyen evsiz barksız dünya, seni anlamıyorum. Sıcaklığı, rahatı ve huzuru seviyorum.

Ey bunları hor gören dünya, beni korkutuyorsun!

 

YOLCU VE GÖLGESİ

Hava o kadar sıcaktı ki bütün kıyafetlerini birer birer yolda bıraktı. Çalılara astı onları. Çırılçıplak şehre yaklaşıyordu. Büyük bir utanç duydu ve bu utanç şehre girmesini engelliyordu. Çıplaktı, nasıl dikkat çekmezdi ki? Şehrin etrafında dolaşıp öbür kapıdan girdi. Öne geçip onu koruyan gölgesinin yerini aldı.

 

ASKERLER

Saldırıdan ve yoklamadan sonra, kapısı açık kalan odama giriyorum.

Benden başka bir asker daha aynı odada uyuyor. Sıçrayarak uyandığımda korkuyorum. Biri yüksek sesle konuşuyor. Yalnız olduğumu sanıyordum ama bir el elime dokunuyor. Bizi bir araya getiren aynı kâbus uyandırıyor.

 

GARDİYANLAR

Sokağın köşesinde, gaz lambasının altında üç gölge bekliyor. Korkumu gizleyerek geçiyorum oradan. Güç gösterisi yaptıkları için onların üniformasına bakarken rahatlamış görünüyorum.

Karanlık, uzak ve gece tehlikelerle dolu.

 

GERÇEĞİN TADI

Sokağın dönemecinde rüzgâr tozu savuruyordu ve obur ağzı tüm alanı yutuyordu. Her an uçup gideceğini umarak koşmaya başladı ama derenin kenarındaki taşlar ıslaktı, havada çırpınan kolları tutamadı onu. Düşerken hayalinden daha ağır olduğunu anladı ve o günden beri onu düşüren ağırlığı sevdi.

 

Pierre Reverdy

1889’da Narbonne’da doğdu. Heykeltıraş ve kilisede taş ustalığı yapan bir aileden gelmektedir. Bu durum hayatı boyunca şiirlerine yansımış ve tüm yaşamı derin bir dindarlık duygusuyla damgalanmıştır. Narbonne ve Toulouse’da başladığı eğitimini bırakıp 1910’da Paris’e gitti. Orada ilk arkadaşları Apollinaire, Jacob, Aragon, Breton, Soupault ve Tzara ile tanıştı. Aynı zamanda Picasso, Gris, Modigliani, Braque gibi ressamlarla karşılaştı. Onlarla resim, edebiyat üzerine tartışmalara katıldı. Reverdy sürrealist ve kübist akıma bağlı bir şairdi. Özellikle Apollinaire’in ölümünden sonra kübizmin başlıca teorisyeni haline geldi.

 

Şiir direnirse kazanacak. sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin