-
“Ceset olarak da / Yaşayabiliriz bazı şeyleri / Molla olarak da” | Mehmet Davut Özdal’dan bir şiir.
ATIMI Atımı attım Dün gece Çünkü artık atılma zamanı gelmişti Ben atmasaydım O beni atacaktı Ve çok daha acımasızca Yapacaktı bunu İnsan bir yerden sonra Atmak zorunda kalıyor Maalesef Atını Eskiyorlar Tabii acımasızca geliyor kulağa — oku
-
“kendi kendimeyim / kurtuldum sandığım zihnimin / ütülediği kafamda” | İlker Şaguj’dan bir şiir.
ORASI BURASI KALBİN İşler ne zaman kötü gitse deşilse her yerim sokakta karşılaştığım manyaklardan bıçaklarla Patlamalar olduğunda yüzeyinde auramın sıçradığında kızgın yağ gibi lavlar Gölgemin sızdırdığı petrollerde — oku
-
“geldiğim yere kaçarak geldim” | Münir Yenigül’den bir şiir.
HABERCİ 16 Uzun bir iç savaş’tan sonra Yüzlerinden bildikleri işareti alamadım Roma çöktü, Hepsini unuttular içim alevle dolmaktadır. Ölüm ve işsizlik ile bunların korkusu aşk bitmiştir. maddeyi okuduğum zaman enkarne vücut kazanmıştır; — oku
-
“bunu anlayabilirsin / zihin – her şeye / vakit ayırıyor” | Mikâil Söylemez’den şiirler.
YÜZEY İŞARETLERİ burası belirli etkiyi oluşturan bir sistem sınırlar sonraki alanı belirler gerçekte görünürde olmayan yüzey işaretleri başka türlü yaşam parçaları buna alışmaya çalışıyor bu yeni düzenin içinde tasarımlar hiç bitmez — oku
-
“ve herkes allahtır / hiç peygamber yoktur bu ülkede” | Hamdi Oğulhan Tünay’dan bir şiir.
kibir öldürecek seni senden daha güçlü bir köpeğin dişleriyle ve herkes allahtır hiç peygamber yoktur bu ülkede kibir öldürecek seni senden daha genç bir delikanlının kasıklarıyla yönetecek bir gün dünyayı mutsuz kadınlar — oku
-
“Mutlu bir ailesi olsun istemişti. / Yani… çok mu şey istemişti?” | Onur Köybaşı’dan bir şiir.
ADIMLA ÇAĞIRDIM BENİ İsmimi birinin ağzından duymanın neler hissettirdiğini hatırlayınca, “Hatırlanmamak yeni bir özgürlük,” dedim. Değersiz varlığın, her şeyi değersizleştirme hakkı Varlığımı kimseye armağan etmeme hakkı — oku
-
“her ayrılığın içinde az biraz kaplumbağalar gezinir” | Suat Baran’dan bir şiir.
ÖLÜ RÜZGÂRLARI ARZULARKEN her ayrılığın içinde az biraz kaplumbağalar gezinir günbatımları alaca bulaca semada sessizce ritim tutar doğmuşsun veya doğmamışsın hiç fark etmez aslında. ardında bir dünya saklı duvarlar veya dolaplara saklanmış gazete yığınları; — oku
-
“izlenmemiş yol, ters çevrilmiş kurallar nerede” | Yağmur Sunar’dan bir şiir.
SESSİZ İZ bana ait olmayan titreşim, bastırılan şey durdu bedende ilk sınırı kuruldu maddemin, ilk engel, ilk girdap sonra çoğaldı eşikler, çoğaldı göğsümde, çoğaldı bakışımda çoğaldı ve çoğaldı günler boyunca, öğle ile gece devamında — oku
-
“babaannem anlatmıştı dua ettiği zaman / bir meleğin etrafında gezindiğini” | Ayşe Görkem Kozanoğlu’ndan bir şiir.
NE ZAMAN BİR MELEK GEÇSE herkesin neşeyle konuştuğu bir masada sesler yavaşça gevşeyip de birden bir sessizlik olduğunda söylediği gibi İtalyanların neden sonra — “passa un angelo”, bir melek geçiyor. — oku
-
“Onun en sevdiği romanı Yarın Yapayalnız’dı, öyle dedi. Bence o romanın kahramanı olan Handan Sarp, bir İbsen kadını olarak Selim İleri’nin kendisiydi.” | Ahmet Güntan’ın yeni Çene. yazısı.
■ Selim İleri’nin öldükten sonra yayınlanan kitabı Sen Diye Biri’ni[1] çok uzun bir süreye yayarak okudum, neredeyse iki ay boyunca her gün uykuya geçmeden önce on – on beş sayfa. Kendisinin sayıklama diye adlandırdığı[2] — oku

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.