By

“Geriye dönüp sevecen gözlerle bak Zaman’a” | Emily Dickinson’dan şiirler (Çeviren: Fatma Nur Türk, Editör: Ahmet Güntan, Donat Bayer)

903

 

I hide myself within my flower,

That wearing on your breast,

You, unsuspecting, wear me too –

And angels know the rest.

 

I hide myself within my flower,

That fading from your Vase,

You, unsuspecting, feel for me –

Almost a loneliness.

 

 

903

 

Çiçeğimin içinde gizliyorum kendimi,

Göğsünde taşırken,

Sen, farkında olmadan, beni de taşıyorsun –

Ve melekler biliyor gerisini.

 

Çiçeğimin içinde gizliyorum kendimi,

Vazo’nda solup giderken,

Sen, farkında olmadan, benim için üzülüyorsun –

Adeta bir yalnızlığa.

 

 

1210

 

The Sea said “Come” to the Brook –

The Brook said “Let me grow” –

The Sea said “Then you will be a Sea –

I want a Brook – Come now”! 

 

The Sea said “Go” to the Sea.

The Sea said “I am he

You cherished” – “Learned Waters –

Wisdom is stale – to Me” –

 

 

1210

 

Deniz “Gel” dedi Dere’ye

Dere “Bırak büyüyeyim” dedi –

Deniz “O zaman Deniz olursun –

Ben bir Dere istiyorum – Hemen gel!” dedi

 

Deniz “Git” dedi Deniz’e –

“O çok sevdiğin adam benim”

Dedi Deniz – “Bilge Sular –

Bilgelik bayat – geliyor Bana” –

 

 

1478

 

Look back on Time, with kindly eyes –

He doubtless did his best –

How softly sinks that trembling sun

In Human Nature’s West –

 

 

1478

 

Geriye dönüp sevecen gözlerle bak Zaman’a –

O elinden geleni yapmıştır mutlaka –

Nasıl da usulca batıyor o titrek güneş

İnsan Doğası’nın Batı’sında –