“her ayrılığın içinde az biraz kaplumbağalar gezinir” | Suat Baran’dan bir şiir.

ölü rüzgârları arzularken

 

her ayrılığın içinde az biraz kaplumbağalar gezinir
günbatımları alaca bulaca semada sessizce ritim tutar
doğmuşsun veya doğmamışsın hiç fark etmez aslında.
ardında bir dünya saklı duvarlar veya dolaplara saklanmış gazete yığınları;
olmamış, yaşanmamış tüm anıları bitmiş, küllenememiş bir hayata çevirir.
babam olmadan hangi göğü sarmalayacaktı kollarım
bunu öğrenemedim.
bari sabah kahvaltısına yetişeyim, peynirim biraz fazla olsun,
temiz tabak seçeyim diye diye tüm yetimleri, kimsesizleri kolumla geriye fırlatıp
daha çok koşuyorum, ejder olup uçabilirdim merdivenlerden
ölü o çocuk gibi.

 

o gün nihayet ailesi gelmişti galiba
senelerce bu kabustan uyanmak istiyordu oysa kendisi;
sağına değil de ölüsüne sahip çıkmıştı ailesi.
çok kıskanmıştım dağları, kendi başlarına mağrur, ketum

 

öyle güzel duruyorlardı ki
rüzgârlar gibi kulakları okşayıp yollarına devam edebiliyorlardı.
bense ölü rüzgârları arzulayıp tüm yetimleri,
kimsesizleri geride bırakmak için
daha çok koşuyordum.