“izlenmemiş yol, ters çevrilmiş kurallar nerede” | Yağmur Sunar’dan bir şiir.

Sessiz İz
 
bana ait olmayan titreşim, bastırılan şey
durdu bedende

 

ilk sınırı kuruldu maddemin,
ilk engel, ilk girdap
sonra çoğaldı eşikler, çoğaldı göğsümde, çoğaldı bakışımda
çoğaldı ve çoğaldı günler boyunca, öğle ile gece devamında

 

başkasının ölçüsüyle kendilik
kendilik ve başka ölçü, başka gözetim
kaydı tutuldu daima, kaydı ve uzantısı
ağzımın açıklığında, tortusunda kanımın

 

gerindiğimde anladım bunu
anladım zamanıma düşemediğim tüm dakika
vazgeçilen uzuvlarımla

 

güdülerime konuşlandırılan kasıtlı zorlamalardan
aynı noktadan gerildi omzum, aynı noktadan tekrar ve tekrar
kalıcı sarsıntılarla varlığım erişemedikçe genişliğine
varlıktan sarsıntıya, genişlikten daralmaya
askıya alınmış fiil gibi kaldı yaşamak

 

her şey kapandı her şey kilitlenen hareket sanki
kendi ağırlığında çünkü yetki kendi boşluğunda zincirler gibi
genişlikten daralmaya boğuk hava, nefes bitti
başkasının anlatısıyla riskle büyüdü kendilik
aynı noktadan

 

izlenmemiş yol, ters çevrilmiş kurallar nerede
yaşamakla korunmak ortasında beklerken ne kurtulacak yemin
ne de açıklığımda tomurcuğunu patlatacak dünya, nerede
hüküm geldi, yayıldı, görünürlüğü belirdi yavaşça
yavaşça azaldım bak, aniden son buldu ayağımın uzandığı uzay
sonunda kanıt sayılmadı etime kazınan iz

 

her çizik, izinli biçim ya da her iz peşinen onaylanmış
beden bildi bunu
benden önce

 

kımıldamak değil, kımıldamayı düşünmek
asıl mesele
orada yankılandım, orada beden
gecikmiş refleksle an
yontuldu yöntemlerle arzu, seyreltilen duygu
zaman inceldi, ilerledi planlar; ses hayır
tutuldu kaydı, kaydım tutulduğundan beri boğazıma sığmayan gerçek
uyumlandırılan sapmalar, sönümlenen tepki
iç çekti yönelimlerim, varamadan daha taşındı yönlerim

 

oynasa bir yerlerim bulsam kendimi ağaçlar içinden
tözüm başkasında incindi, başka adamların lincinde
bayraklarını diktiler sırtıma, akşamları ve sabahları çoğalarak sırtımda
ellerim âlemim olsa uzasa kollarım
düzen en sık ziyaretçi
kasvetten ne toplayacaksa onu toplayıp aklıma
damarlarımda dolaştı emri. hâlâ kuruyorum

 

yüzeyimde şimdi bir yasın betiği
dağıldım, boğuldum, çekildim kabara kabara
betik bu, açıklamaz
sadece tutar
olanı değil
olmasına razı kılınanı

 

ten hatırladı bunu
benden önce
hatırladı, savunamadı kendini
hatırlamak çünkü ihlaldi

 

bastırılan şey bulaştığında
sessiz buyruklar olarak sızdı yasa
sesime kanallar tahsis edildi, ritim benzeştirildi
iç çekişim kadar uzun yerleştiğinde tiranlar
standart genişledi, fark silindi
derimin altında yarası uyandırılmış o hat, görünmedi
dokunduğum ne varsa geçti buradan

 

bu ilk öfkesi terimin
durdu bedende

 

ilk felaket
kasığımda duydum gürültüsünü

 

teslimiyeti istendi dayanaklarımın
usul düştü bildiklerime, dilim dökülemedi
olasılıklarım adımla yitti
başlangıcım değildi bu
başlangıç kabul ettiğim çoktan mühürlenmişti

 

genişlikten sıkışmaya, bu boyutla
oluşumda rönesansım, kök veremedi
söyleyecek bir şeylerim vardı halbuki
o dip ses boğazımda, boğazımdaki bu gerçeğim; işaretlendi kuvveti
yürürlükteki metne karışamamış meğer nefesim
nefes, cümleden önce kesildi

 

konuşma denendi
tutunamadı anlam