SEN, GİTTİN
Sen gittin ben yakınlarımı kaybettim
Cenazeler kaldırdım cenaze yemekleri verdim
Sen gittin yemekler dağıttım
Fırsatım olmadı özür dilerim beynimi dağıtamadım
Onun yerine çocuklara bayram şekeri dağıttım
Kapım çalındı polis sandım
Sen gittin çalan kapıları sadece araladım
Sen gittin balkonları salona kattılar
Kaçak kat çıkarak insanların ömürlerini kısalttılar
Bu şehirde taksiler otogarlara gitmiyor artık
Sen gittin. Yeni müfredatta coğrafyayı kader kabul etme zorunluluğu getirdiler
Gittin, müezzinler sabah ezanlarını daha geç okumaya başladı
Kendimde bir off tuşu aradım bulamadım
Sen gittin otogarlardan çıkmıyor otobüsler,
dağıtılan ikinci sınıf kekler yarım kaldı
Ben süremedim yüzümü yüzüne
Onun yerine avuçlarımı yaktım bir soba ateşinde
Sen gittin istifa ettim
Yedi otobüsüne yetişemedim
Yetişsem de eve yine geç giderdim
Sen gittin Ankara’da trafik sıkıştı
Şehre bir damla yağmur düşse gökten
köprü altları yağmur suyuyla, annemin avuçları tuzlu suyla dolardı
Avcumu bilmediğim duaları okumak için allaha açtım
Nasıl davranılır bir cenazede dedem ölünce anladım
Sen gittin, dedem öldü
Nikah defteri yerine not defterlerine karaladım imzamı
Sen, gittin. Otuz yaşıma basmadan darbe üzerine darbe yedim
Sen, gittin. İsveçli bilim insanları tedavülden kalktı.