“kendimizle ayrı kendilerinizle ayrı tanışıyorum / niyetim hiç ayrılmadan aynı makinede yıkanabilmek” | Ahsen Küçükikiz’den bir şiir.

çoğu zaman silueti kendisinden önce geliyor

gölgesi ayakkabımın ayağımdan önce

zemine kapaklanıp yere kilitlenişi

temasımın yoğunluğunda dile oturuyor

delikteki dönüş benim için sadece temas

 

beni kendime getiren beni kendime götüren büyük bir şey

gözlerimi kapatıp yanımdaki ağaçla kendime yukarıdan bakıyorum

ağacın çevresi yarısı bitmiş yolumun kalanını oluşturuyor

bir o kadar da onun etrafında dönüyorum

benden daha uzun süredir orada olduğunu

ama benden daha az beklediğini söylüyor

sona yaklaşıyoruz

gözlerimiz ayrılmadan

birbirimizi gerçeğin içinde görüyoruz ilk defa

 

var dediğim her şey toprağın içinde kayboluyor

her şeyi yutuyor

ya yutuyor ya da yutmak için bekliyor

kendim olan her şey her daim kendimle aynı havuzda karışıyor

farklı zamanlarda da olsa tanışıyor

kendimizle ayrı kendilerinizle ayrı tanışıyorum

niyetim hiç ayrılmadan aynı makinede yıkanabilmek

 

hava sıcaklığı bugün de magmaya doğru artıyor

yeni komşumuz karıncayla el ele tutuşup geçmişlerimizi değiştiriyoruz

ilgisi olan konular yerlerini koruyor

ayağımı koymak yerine uzatmak

kollarımı sallandırmak yerine bırakmak

bu çekimin varlığı sanki öyle bir anda ki

hayatımdaki yüzleri, sesleri, masaları üstleniyor

bu dünya neleri taşıyor?

 

aslolan asıl yerde hiçbir şey kaybolmuyor

bu zemini takip eden bir yerlerde

bu yolu takiben çok az ileride

yer altında dönüşmekte

gözüme değen içime katılıyor

 

bardağın altında masa olmasa bardak yere düşer

havanın içine madde dolmasa

sıkıştırmasa

maddeler maddeleri tutmasa

hepsi

bir anda

yere düşer

çok büyük bir gürültü kopuyor bu yüzden tam hisar’a vardığımda

her şey yere düştüğünde her şey birleşiyor

iki şey arasındaki sınır kalktığında artık tek şeyden bahsetmeye başlıyoruz

düzlük zeminle kavuşmayı bir şekilde biliyor

unuttu mu

hatırlıyor

 

sadece yürüyorum

taşımadan

taşınmamış

benim elimde hiçbir şey yok

ne ile başlayan soru sayısı dördü geçmiş

kime neyi neden niçin anlatıyorum?

çarpıyla çarpı çarpılınca mı büyük patlama oldu?

 

fark ettiklerimizi fark etmemek uğruna taşıdığımızı fark etmek için

daha ne kadar bekleyeceğim?

 

evrende genişleme değil, küçülme sınırlı olan

en küçük sayı 1 ise

alt sonsuz ve üst sonsuz arasındaki çizgi sonsuz olmayan tek şey ise

kontrolsüz çekilmiyoruz

yer

her şeyi aşağıya çekiyorsa

kontrolsüz çekmiyor

 

bedenim yere paralelse de engel değil

çekimi hissedilen bir çağ başlayan

bir arada durmamak korkunç değil

asıl sallantıda sallanmaya direnirsek düşeriz

farklı yerlerde tek başımıza topluca sallanıyoruz

bu sallantının içinde yalpalamaya meyilliyiz doğuştan

tutunma arzusu ile arayıcı ellerimiz

doğduğumuzda minicikti

bunu düşünmek tüm nefesimi düzene sokuyor

çünkü biliyorum ki

oradan ve bu şehirden ve bu koridor olmak üzere her birinden

eğer sakin olursak

geçebiliriz içlerinden

galaksiler ve galaksilerden öte varlığımız

buna son derece müsait